26 Mayıs 2008 Pazartesi

yoğun geçen br hafta

evet yoğun bir hafta sonunda ben bitmiş bir halde' yim

geçen hafta dikiş dikmek için annemlere gittim kısaca keremin satraç turnuvası benim imtihanlarım çıkınca inanılmaz bir koşuşturma içinde geçti keremin sadece son maçlarına yetişe bildim pazar günü son maçı alamadık maçı alsaydık 3 cü olacaktı kerem çok üzüldü bende kupa istiyorum dedi benim de çok hoşuma gittti bu istekli hali bir dahaki maçta daha iyi oynayacak kazanmak için elinden geleni yapacak onun o üzüntüsünü görünce oğluma üzüldüm. bir taraftan çok ta sevindim madalya larımızı aldıkkeremi biraz teselli etmiş oldu. Keremin bana ilk yaşatığı heyecan ve mutluluk turnuvadan çıktık o yorgunlukla davet üzerine sıla gecesi vardı orası kusur kalmasın dedik ve gittik geç bir saatte eve geldik 2gün boyunca hiç kalkmadan dikiş diktim kermes için 4 gün sonunda kermes bitti bende bittim hemen ertesi günü balkan türklerinin düzenlemiş olduğu geziye katıldık. Ailece gezimiz ilk iznik sonra yalova termale gittik gerçekten gidilip görülmesi gerekli olan bir yer çok güzel doğa ile iç içe çok temiz havası suyu çok güzel di çok güzel dinlenmiş bir şekilde otobüse bindik şarkılar söyledik oyunlar oynadık yeni arkadaşlıklar yeni yerler görmenin mutlulu ile hafta sonunu bitirmiş olduk.







kere'min satranç turnuvası aralarında müzik dinledik ve madalya törenimiz oğlum ilk madalyasını aldı satrançtan son maçını almış olsaydı 3 olacaktı ama maçı önemsemeyince kaybettik çok üzüldü bende kupa almak istiyordum birdaha kine bende kupa alıcam dedi hadi inşallah







evet benim cadımın kurana geçme töreni vardı oradan birkaç tane resim arkadaşları taç taktı hediyeler aldı çok güzel ve çok anlamlı bir gün geçirdik kıyafetimize bakmayın evde bana çıkarmıycam bulüzümü dedik ama okula gidince fikrimiz değişti ne söylediysem olmadı bende kendi haline bıraktım.








otobüsü beklerken ve tobüsün içinden çektiğim fotoğraflar








eski batik ev modeli ve osmanlı tuğrası gümüş kemer bayanlar yaratıldığı günden itibaren süslü imiş ozamanki bayanlar bile çok fazla süslüymüş ve tarihi eşyalar tarihimiz çok güzel hayranlıkla seyrettim hepsine inşallah gençlerimiz'de tarihimizin kıymetini bilirler




antik bir mezar üzerinde ne kadar çok işleme olursa o kadar soylu aile demekmiş . 650 yıldır hiçbirşey olmamış olan saray







abdülvahap hazretleririn türbesi rehberin anlattığına göre bizanslaılar iznik almak istemiş abdülvahap hz sancaktarmış yaralanmış başını gövdesinden ayırmışlar başını kolunun altına alıp türbesi olan yere 3 adımda gelmiş türbesiyle iznik arası uzun bir mesafe iznik 5başkentlik yapmış çok değerliymiş o zamanlar.








tarihi yerlerimiz küçük Ayasofya İstanbulda'kinin küçük minyatürü şu an bakımda Atatürk köşkü biz giremedik biraz geç gidince kapanmış ve benim güzellerim






2 abdül hamit zamanında onarılan sıcak su kaplıcaları mide ağrısı ayak ağrına iyi gelen sularımız. mide suyundan bende içtim çok ekşimsi bir tadı vardı . Çocuklar ayaklarını soktular sıcak suya çok güzeldi ben sokmadım ama keşke soksaydım yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa









burası şifalı göz suyu gelen herkes sürüyor bizde çocuklara sürdük ve bayrağımız gerçekten gidilip görülmesi gereken bir yer yalova termal gide bilen mutlaka gitsin tasiye ederim








22 Mayıs 2008 Perşembe

bende sobelendim

Şiir dostu olan arkadaşım esengül beni sobelemiş yorucu geçen 1 hafta sonunda cevap yazmak istedim elimden geldiğince eğer hatam eksiğim olursa şimdiden af ola beni çok etkileyen bayan sahabilerden sadece bir kaçını yazıyorum beni etkilediği kadar umarım okurken sizleride etkiler şimdiden okuyup beğenen arkadaşlerıma çok teşekkür ediyorum sevgilerimi sunuyorum. ((((((( kermesimiz devam ediyor sizlere anlatmak istediğim yayınlamak istedğim çok şey var kermes bitsin anlatıcam )))))))))))))))))))))))))) önce esengül arkadaşımı çok bekletmeden cevap vermek istedim kendisine çok teşekkür ediyorum.




PEYGAMBER EFNDİMİZİN SÜT ANNESİ

(1) HALİME HATUN

Resûl-i Ekrem Efendimiz Süveybe Hâtun tarafından emziriliyordu. O sırada Sa'doğulları yurdunda o âna kadar pek az görülmüş şiddetli bir kuraklık hüküm sürüyordu. Kuraklığın netice verdiği kıtlık, kabile halkını yoksul ve perişan bırakmıştı. Öyle ki, yiyecek birşeyler bulmada bile zorluk çekiyorlardı. Develeri, koyunları zayıflamış ve sütleri kesilmişti. Bu şiddetli kıtlık ve kuraklık yılında da Benî Bekr kadınları, emzirecek çocuk bulmak ve bu suretle bir nebze geçimlerini temin etmek maksadıyla Mekke'ye oldukça kalabalık bir kafile halinde geldiler. Gelen kadınların biri müstesnâ hepsi kendilerine münasib birer çocuk buldular. Gariptir ki, hiçbiri yetim oluşundan dolayı Sevgili Peygamberimizi almaya yanaşmadı. Çünkü, pek fazla bir ücret ve yardıma kavuşmayacaklarını düşünüyorlardı. Mekke'ye geç giren sadece bir kadın vardı: iffeti, temizliği, hilim ve hayâsı, yüksek ahlâk ve fazileti ile kabilesi arasında tanınmış bir kadın. Kocasıyla nöbetleşe yaşlı ve zaif merkeplerine bindiklerinden kafileden geride kalmıştı. Mekke'ye girdiğinde, yeni doğmuş Kureyş çocukları, biri müstesnâ, diğerleri önde giden Bekroğulları kadınları tarafından kapışılmıştı. Ve o, Mutlak Kudret Sahibinin kader ve hikmetiyle, emzirmek üzere kimseyi bulamadı. Kocası Hâris de üzgündü. Arkadaşlarının hepsi varlıklı âilelerin çocuklarını aralarında paylaşmışlardı. Sadece işin zahirî bir sebebi olan gecikmek yüzünden eli boş kalan bir kendisi vardı. Solgun ve üzgün bir çehre içine gömülü bu iffetli kadın, İlâhî kaderin kendisi için çizmiş olduğu nezih programdan habersiz, Mekke sokaklarında münasib bir çocuk bulamamanın sıkıntısı içinde çaresiz dolaşıyordu. Bir ara görünüşü ile etrafın hürmetini celbeden mûnis sîmalı yaşlı bir zât ile karşılaştı. Bu zât, Kâinatın Efendisinin dedesi Abdülmuttalib'di. Sanki birbirlerinin derdine derman olmak için dolaşıp duruyormuşlar gibi bakıştılar. Sonra da konuşmaya başladılar. Abdülmuttalib, "Sen neredensin?" diye sordu. Kadın, "Benî Sa'd kabilesi kadınlarından" cevabını verdi. "Adın ne?" "Halîme." Abdülmuttalib, "Ne güzel, ne güzel! Sa'd ve hilm, iki haslettir ki, dünyanın hayrı da, âhiretin izzet ve şerefi de buralardadır" dedikten sonra derin bir iç çekti. Arkasından da Halîme'ye, "Ey Halîme! Yanımda yetim bir çocuk var. Onu, Sa'doğulları kadınlarına teklif ettim, kabul etmediler. Bari gel sen ona sütanneliği yap. Belki onun yüzünden bahtiyarlığa, bolluk ve berekete erersin" dedi. Halîme beklenmedik bu teklif karşısında önce tereddüt geçirdi. Fakat yurduna eli boş dönmek istemiyordu. Bunun için tereddüdünü yendi ve teklifi içinden kabul etti. Ancak, kocasına sormadan ve ondan izin almadan cevabını izhar etmek istemedi. Hemen kocasının yanına döndü. Olup bitenleri anlattıktan sonra, "Emzirecek çocuk bulamadım. Arkadaşlarım arasına eli boş dönmeyi de hoş görmüyorum. Vallahi, ben de gidip o yetimi alacağım" dedi. Kocası Hâris, fikrine iştirak etti: "Almanda bir beis yok. Belki de Allah, onun yüzünden bize bereket ve hayır ihsan eder

Bunun üzerine dönüp Abdülmuttalib'in yanına geldiler. Abdülmuttalib, Halîme'yi alıp Sevgili Peygamberimizin nurlandırdığı Hz. Âmine'nin mütevazî evine götürdü. Halîme, Efendimizin başucuna vardı. Nurtopu Efendimiz, yünden beyaz bir kumaşa sarılı, yeşil iplikten bir örtünün üstünde mışıl mışıl uyuyordu. Etraf misk gibi kokuyordu. Halîme, hayret içinde kaldı. Nur yüzlü Efendimize ânında içi ısınıverdi. Öylesine ki, uyandırmaya bile gönlü razı olmadı. Artık hüzün ve ıztırap bulutu Halîme'yi terk etmişti. Sevincinden uçacak gibiydi. Çocuk bulamamanın sıkıntısı içinde kıvranıp dururken, birden böylesine güzel bir yavru ile karşı karşıya gelmek, ne büyük bahtiyarlıktı. Halîme, fazla dayanamadı. Kâinatın Efendisinin başucuna iyice yaklaştı. Yorganın ucunu hafiften kaldırdı. Pamuktan yumuşak, kar gibi beyaz, gül gibi kokan ellerinden, mübârek alınlarından sevgi ve bir anne şefkatiyle öptü. O anda Peygamber Efendimiz de gözlerini açtı ve Halîme'nin bûsesine tatlı bir tebessümle cevap verdi. Anlaşmışlardı. Biri çocuk bulamamanın ıztırabı ile bitkin ve mahzun; diğeri, kadınlar tarafından reddedilen Nûr Yetim. Kader ikisinin de âlemini sevinçle doldurdu.

PEYGAMBERİMİZİN KIZI


(2) HAZRETİ RUKİYE


O, Peygamberlikten yedi sene önce Mekke'de dünyaya geldi. Hazreti Hatice (r.anhâ) gibi adamış olgun, zeki ve davâ şuûruna sahib bir annenin yanında büyüdü. Eğitimini, edebini, görgüsünü, ahlâkını aile yuvasında tamamladı. Sevgiyi, saygıyı ve insanlara şefkati, merhameti rahmet pınarı baba ocağında öğrendi. O, ablası Zeyneb'in evliliğinden sonra ev hizmetlerinde öne geçti. İşindeki becerisi, titizliği, tertib ve düzenliliğiyle akrabalarının dikkatini çekti. Anneciğinin hizmetlerine kardeşi Ümmü Gülsüm ile beraber yardımcı oldu. Onlar sanki ikiz gibiydiler. Birbirlerine son derece nezaket ve muhabbetle bağlı idiler. Kader onları birbirine öylesine yakın eylemişti ki, hayatları sanki birbirini takip etmekteydi.


PEYGAMBER efendimiz yumuşak huylu, iyi ahlâklı ve İslâm'a ilk giren sekiz kişiden ve Cennetle müjdelenen on sahâbîden biri olan Osman İbni Affan (r.a.)'ı nasîb etti. İki Cihan Güneşi Efendimiz onunla Rukıyye (r.anhâ)'yı evlendirdi. Kendilerine dua etti. Allah Teâlâ'dan bereket vermesini niyaz eyledi.

Bir müddet sonra Habeşistan'a hicret etmelerine izin verildi. İlk hicret kafilesinde sevgili damadı Hz. Osman ile sevgili kızı Rukıyye'de vardı. Vatandan, âileden ve rahmet pınarı Efendimiz'den ayrılmak onlar için ne kadar zordu. Fakat müşriklerin zulmüne de dayanılacak gibi değildi.

Fakat hanımı Rukiyye (r.anha)'nın durumu ciddi idi. Ateşi ve rahatsızlığı gün geçtikçe artıyordu. Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz Hz. Osman'a orduya katılmamasını hanımının yanında kalmasını işaret buyurdu. İyileşmesi için elinden gelen gayreti gösteren Hz. Osman (r.a.) hanımının gözünden gözünü ayırmadı. Hizmetinden uzakta kalmadı. Kul olarak yapabileceğini geriye bırakmadı. Lâkin yazılan vakit gelince o yüce kudrete teslimiyetten başka çare kalmamışdı. Onun sevgi dolu gözlerinin solduğu, ruhunun nâzenin vücudunu terk ettiği sıralarda Bedir Savaşı'nın zafer müjdeleri geldi.

Aile olarak kocasıyla ilk hicret eden muhâcirlerden... İslâm davâsı uğruna akla hayale gelmedik eziyetlere ve çeşitli ibtilâlara maruz kalan ve o belâları sabırla geçiştirmesini bilen örnek neslin örnek insanları... Peygamberimizin ilk vefat eden kızı...


İBRAHİM PEYGAMBERİN SEVGİLİ EŞİ

(3) HAZRETİ HACER


beni gerçekten hayatı çok etkileyen annemiz hazreti hacer

çilelili bir eş hazreti ibrahim peygamberimizin eşi hacer

sare annemizin çocuğu olmuyor'du ibrahim peygambere izin verdi hacer le evlen dedi yıllar geçti

İbrahim eşini çok seviyordu,üzülmesini istemiyordu.
Bunun için de ona tebessüm ederek baktı.
Allah belki bize bir çocuk verir, dedi.
Sonra onları kıskanırsın ben de üzülürüm.
Hayır,dedi Sare hanım üzülmem, sen evlen.
Eşinin ısrarları üzerine İbrahim Hacer’le evlendi.
Hacer ve Sare hanımlar çok iyi geçiniyorlardı.
Birbirine karşı sevgi doluydular.
İbrahim’in evinde mutlu bir aile yuvası oluşmuştu
Bir zaman sonra Hacer hamile kalır.
Ve İsmail isminde nur yüzlü bir çocuk doğurur.
İlk sıralar Sare hanım çocuğa sevgiyle bakar.
Ancak kendisi İbrahim’e bir çocuk verememişti.
Bunun için de yüreğinde bir üzüntü hissetti.
Bu hüzün rüzgarları kıskançlık ateşini körükledi.
İbrahim’e, Hacer ile İsmail’i götürmesini söyledi.
Bunun üzerine İbrahim, anne ve çocuğu aldı.
Sare’ye veda ederek oradan ayrıldılar.
İbrahim, Hacer ile İsmail’i çöle götürdü.
Onlara bir çadır yaptı ve orada bıraktı.
Yanlarına bir miktar da su koymuştu.
Hacer hanım, İbrahim’e masum gözlerle baktı.
Bizi bırakmanı Allah’mı emretti dedi.
İbrahim başını eğerek evet işareti yaptı.
Bunun üzerine tamam gidebilirsin.
Allah bize yeter o ne güzel vekildir,dedi.
İbrahim,Allah’a teslim kadını bıraktı.
Sare hanımın yanına geri döndü.

Hacer ve İsmail orada yaşamaya başlamıştı.
Bir süre sonra ana oğlun suları bitti.
Hacer ne yapacağını şaşırmıştı.
İsmail’i çadırda bıraktı sağa sola koştu.
Safa ile Merve tepeleri arasında gidip geldi.
Ama su yoktu, dudakları kurumuştu.
Güneş yakıcı ve kavurucuydu

Çünkü o bir anaydı sevgi doluydu.
Çocuğu için canını bile verirdi.
Değil mi ki cennet anaların ayağı altındaydı.
Ama o da ne Hacer,İsmail’in yanına girdiğinde
Şaşkınlıktan gözleri kocaman kocaman açıldı.
İsmail’in ayağının altından su fışkırıyordu.
Allah yalnız bırakmamıştı teslim olan anayı
Ve nur yüzlü güzel çocuğunu
Onları zemzem suyuyla ödüllendirmişti.
Oradan geçen kervanlar suyu görünce konaklamaya
Ve orada yerleşmeye başlamıştı.
Kısa zaman sonra ıssız beldeye canlılık gelmiş. İbrahim peygamberin duası kabul edilmişti.

Ben beni sobeleyen arkadaşıma çok teşekkür ediyorum ve ben de fatoşun mutfağı ve kızılcık şurubu senemi sobeliyorum kolay gelsin arkadaşlar şimdiden çok teşekür ediyorum.

16 Mayıs 2008 Cuma

okulumuzla sinema keyfimiz

((((((Bir damla gözyaşıyım ben. Bazen dile getirilmeyen
kelimelerin sesiyim, bazen yoğun pişmanlığın diyeti, bazen de bir aşkın nefesi olurum, ama en çokta çocukların gözlerinde naz olurum annelere. Sessizliğin çığlıklarıyım aslında, anlatamadıklarınızı anlatmak isterim karşınızdakine. Eğer anlayabilirse…Bir garipsiniz siz insanlar… Sevinir ağlarsınız, üzülür ağlarsınız, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlarsınız. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde benim görevim başlar.Aslında )))))))))


bana çok güzel gelen bir yazı ekledim umarım sizlerde beğenirsiniz çok yoğun geçen bir hafta kermes hazırlıkları sünnet hazırlıkları derken çok yoğun ve çok güzel bir hafta galiba bu yoğunluk okulların kapanması betüllerin gösterisi sünnet derken 1 ay bu şekilde geçecek sonra bol bol dinlenirim çok güzel telaşeler bunlar Rabbim herkese yaşatsın.


Evet başalayalım anlatmaya betül'le evden çıktık durağa geldik külotlu çorabı nı küçüçük bir yeri yazılmış ben böyle gitmem annecim ben yazmadım neden ağlıyorsun ben görmedim diyorum olmuyor dizine çantasını koyuyor elleriye kapatıyor görünmesin diye sonuda kilotlu çorabı çeke çeke yırtık kızım neden yırtın ben de gitmiyorum dedim dedim 'ama sen ağlayarak gel babanneye annem beni götürmüyor ((((((babam çıktı kızım çocuğun yediği helal giydiği haram dedi ))))) anlattım babanneye gene betülün istediği oldu çıktık eve çorabını değiştirdik nihayet evden çıktık.

kardeş okulumuzun gösterisi var'dı öğretmenleri sözvermiş çocuklara sinemaya gidelim diye 13 tane çocuğu idare edemeyiz diye annelerde gittik. Ensiti' de buluşup HORTON isimli sinemaya gitik öğretmen ben de girdim çocukların yanına bunlar çocul sinemada bile çocukluklarını yaptılar çocuklar koltuktan koltuğa gidip geldiler betül bir ara benim yanımda oturuyordu alperen sende benim yanıma gel deyince benimki koşa koşa gitti.

Çıktık sinemadan çok beğendiler çok eğlendiler oyunlar oynadılar trene bindiler betül okulda herkesi sevip oynuyor Alperenin yeri bir başka okuldan eve gelince sadece alperen dinliyoruz alperenin yanına arkadaşı oturmuş bir kızdı, kıskandı neden ben oturmuyorum suratını astı alperen aldımı bilmiyorum ama o indi hemen betül oturdu o oturmasın diye çok güldüm benim kızım büyüyor ve beğendiği arkadaşı var galiba çok erken başlıcaklar ya

Evet gösteriye gitme saatimiz geldi güle oynaya otobüse bindik karşıya geçiyoruz bizim ufaklıklar el el görünce şaşırdım.
(((((((( şimdi anlatırken güzel geliyor genç kız olup yapınca paylaşması zor gelecek ya)))))
salona girdik. Gösteri başladı çocuklar 5 yaşında çok güzel oynadılar istiklal marşını söylediler şiirler okudular geleceğimizin sanatçısı, doktoru çocuklara sordular tektek ilerde ne olmak istiyorsun diye hepsi farklı bir şey söylediler onlar bizim gelceğimiz ne ekersek onu biçeceğiz ilerki yaşlarda öğretmenlerin yardımıyla gösteri çok güzel bir şekilde bitti.

Bizlerde hediye almaya gittik öğretmen'lerimize 15 gün sonra bizim okulumuzda bitiyor alperenin anesiyle beni görevlandirmişler teşekkür ederim hepsine gittik hediyerimizi beğendik aldık gösteri günü verilecek okuldaki arkadaşlıklar bitsin istemiyoruz çocuklarımız için çok güzel olur genç kız erkek olduklarında arkadaşlıkları devam etsin biz annelerin arkadaşlık ları devam etmiş olur dedik ve o kararı aldık.

çocuklarla sinemaya çıkarken onları toparlayıp resim çekene kadar seslerim kısıldı yaaaaaaaaaaaaa





şu pozlara bakarmısınız hepsi manken edasıyla poz verdiler


sinemadan çıktıktan sonra trene bindik bir eğlendik bir eğelendik çocukları değişik yerlerde resim çektim gösteride slayt yapılacak pozlar ah ah



(((((( benim damat adayım )))))) betül tırende alperenin yanına arkadaşı oturdu diye bir kızkı bir kızdı hali ortada sonunda alperen kaltı tabi betül oturdu betülün yüzü gülmeye başladı ((((((ah ah yandım ben )))))))




kardeş okulumuzun gösterisi çok güzeldi darısı bizim başımıza




















11 Mayıs 2008 Pazar

annem olmadan çok sade geldi yazdıklarım bende resimlerinden yayınlıyorum. Annem ve benim cadım

annemin evdeki hali evde böyle olduğuna bakmayın düğünlerde kardeşler arasında en şık annemdir .




annem ve kardeşim yeğenimin düğününden





ANNELER GÜNÜ

Ben nereden ve nasıl başlayacağımı bilmiyorum aslında ben bütün annelerimizin ve anne adaylarının anneler gününü kutluyorum ben dün anemlere gittim kardeşlerimle anneme anneler günü hediyesi alacaktık.

Kardeşimle çarşıya çıktık tabi hepimizin kafasında alacağı şeyler vardı önce songülün hediyesini aldık sonra benim hediyemi sonra ali ve ceydanın hediyesi derken çok geç bir saatte eve gittik tabi biz evden çıkarken annem bize bir saat verdi bu saate kadar gelin eşimi yemeğe çağırmış ben yolda anneme giderken halil gelecek tabi şengül'le songül çarşıya giderde erken gelirmi mi eve tabi eşimle yemeğe katılamadım anemde yemiş gitmiş ben çarşıdayken kerem aradı anne babam sana para vermişti'ya onunla kendine ne istiyorsan onu alcakmış'sın diye tamam dedim önemli olan şimdi annemin hediyeleri dedim kendime birşey almadım tabi anneler günü olunca çarşıda doğru düzgün bir şey kalmamış ilk defa çarşıya çıkıpta kendime birşey almadan eve gidiyorum dedim neyse en son eve giderken ha şimdi yığılıcam diye diye gittim ayaklarım şişmiş merdivenleri çıkarken tutunarak çıktım birde ellerimiz dolu olunca yol hiç çekilmiyor.

Eve girdik annem ne gerek vardı neden bu kadar pahalı hediye'ler aldınız diye kızdı hediyeler bizden önce gelmiş ben sana söylemedim'mi songül biz gitmeden hediyeler gidecek diye dedim sonra aldığımız hediyelerimizi de verdik sarıldı öptü nasıl ben evlatlarım'dan çok memnunum Allah ta sizleri yavrularınız'dan memnun etsin dedi dualar etti sonra başladı ağlamaya dedik anne böyle bir günde ilk defa ağlayan sensin herhalde hediyelerimize gelince ( duşakabin, set üstü aygaz , salon takımı ) ve bizlerin bütün yorgunluğu gitti annemin mutlu olduğunu görünce bizlerde çok mutlu olduk bende annem adına kardeşlerime ve gelinimize çok teşekkür ederim bütün annelerimizin anneler gününü kutluyorum. ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

5 Mayıs 2008 Pazartesi

bir pazar günümüz

İlk önce cumartesi akşamı ben konyaya gidecektim kerem ve betül çok ağladılar ve ben onlara kıyamadığım için gitmedim ama hala aklım Konyada kaldı neyse olan oldu artık.

Kardeşim ve gelinimiz geldi pazar günü oturduk sohbet ettik bu arada gelininmize blok açtık akşan üzeri dedik hep birlikte beğendiğe gidelim uzun zamandır hep birlikte vakit geçirmemiştik beğendiğe gittik mağazaları gezdik güldük konuştuk derken teyzemiz dersaneden geldi (degeseye hazırlanıyor kardeşim )kadro tamam lanmış oldu böylece gezmeye devam çocuklar dondurma istediler oturduk hep beraber dondurmalrımızı yedik teyze çocukların oynadıkları oyun parkına girdi ben de hemen resmini çektim oradan çıktık parka gittik o kadar eğlendik'ki dayımız yengemiz hep birlikte kaydık yakalamacılık oynadık çok güzel bir akşam geçirdim uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum kardeşime gelinimiz olan ceydaya teyzemiz songüle ve çocuklarıma çok teşekkür ederim. Konya'ya gidemedim çok üzülmüştüm kardeşlerim sayesinde çok güzel bir gece geçirdim .



evet çocuklar gibi kendimizden geçtik dondurmalarımızı iştahla yerken









buda dayı teyze yenge hep beraber ki halimiz

parkataki son halimiz


eve dönüş halmiz ve susurluk ayranımız




sonunda oldu vidyoyu yükledim oley teyzemiz ve dayımız